Blog
Doğru Düşünme ve Niyet
Her şey bir düşünceyle başlar.
Bir hastalık da…
Bir iyileşme de.
Zihin, sadece düşünmez — bedenin kimyasını da yönetir.
Nasıl düşündüğün, nasıl yaşadığını belirler.
Korku, endişe, öfke…
Yeterince tekrarlandığında hücre hafızasına kazınır, bağışıklık sistemini baskılar, kronik hastalıklara zemin hazırlar.
Ama iyi haber şu:
Zihin aynı zamanda bedenin en büyük ilacıdır.
Odak değiştiğinde, kimya değişir.
Doğru düşünce, doğru yerden niyet edildiğinde; hormonlar dengelenir, sinir sistemi sakinleşir, iyileşme başlar.
Klinik deneyimimle biliyorum:
Her hastalığın arkasında bir hikâye var.
Ve çoğu zaman, iyileşmenin ilk adımı bu hikâyeyi yeniden yazmaktan geçiyor.
Bu sayfada; farkındalık geliştiren çalışmalar, olumlu niyet yönlendirmeleri ve zihinsel toksinleri temizleyen tekniklerle tanışacaksınız.
Unutma:
Hangi düşünceyi suluyorsan, o büyür
Doğru Düşünme ve Niyet – Bilimsel Gerçekler Eşliğinde
Modern tıp artık şunu açıkça söylüyor:
Zihin ve beden ayrılmaz bir bütündür.
Negatif düşünce kalıpları, kronik stres, sürekli kaygı hali sadece ruh halimizi değil; bağışıklık sistemimizi, hormonal dengemizi ve hücresel yaşlanma hızımızı da etkiler.
1. Düşünce ve Bağışıklık Sistemi İlişkisi
Birçok araştırma, kronik olumsuz düşüncelerle bağışıklık sistemi baskılanması arasında doğrudan ilişki olduğunu göstermiştir.
Örnek Çalışma:
Segerstrom & Miller (2004) tarafından yapılan bir meta-analiz (Stress and the immune system: A meta-analytic review) kronik stresin bağışıklık hücre fonksiyonunu %40’a kadar düşürebildiğini ortaya koymuştur. Sürekli endişe hali, doğal öldürücü hücrelerin (NK hücreleri) aktivitesini baskılar
2. Olumlu Düşüncenin Hormonlara Etkisi
Pozitif niyet, minnettarlık ve umut duygusu; kortizolü düşürür, serotonin ve dopamin düzeylerini artırır.
🔬 Örnek Çalışma:
Fredrickson et al. (2013), düzenli olumlu duyguların vagus siniri tonusunu artırdığını, parasempatik sistemi uyararak inflamasyonu azalttığını ve genel sağlık düzeyini yükselttiğini bildirmiştir.
3. Bilinçli Farkındalık ve Genetik Etki
Bilinçli düşünme biçimleri, sadece hormonları değil, gen ekspresyonunu bile etkileyebilir.
🔬 Örnek Çalışma:
Creswell et al. (2012) mindfulness pratiğinin, proinflamatuvar genlerin ekspresyonunu azalttığını ve stresle ilişkili moleküler yolları bastırdığını göstermiştir. Bu, otoimmün hastalıklar da dahil olmak üzere birçok kronik süreci yavaşlatabilir.
4. Niyetin Nörofizyolojisi
Niyetle yapılan zihin odaklı çalışmalar, prefrontal korteksi aktive eder. Bu da dürtü kontrolü, hedefe yönelme, zihinsel berraklık gibi üst düzey işlevleri destekler.
Örnek Çalışma:
Lutz et al. (2008) çalışmasında, düzenli niyetli meditasyon yapan bireylerin, beyinlerinde gri madde hacminin arttığı, dikkat kontrolünün geliştiği ve ağrıya karşı toleranslarının yükseldiği bildirilmiştir.
Yıllar süren bastırılmış duygular, ifade edilemeyen travmalar, “çözülememiş hikâyeler” vücutta kronik ağrılar, otoimmün reaksiyonlar ya da sindirim problemleri olarak ortaya çıkabilir.
Örnek Kitap:
Dr. Gabor Maté – “Vücudunuz Hayır Diyorsa”
Bu eser, zihinsel ve duygusal süreçlerin, kronik hastalıklardaki belirleyici rolünü güçlü vaka örnekleriyle sunar.
Kısacası…
Zihnin yönü, bedenin kimyasını belirler. Niyetin yönü, yaşamın akışını değiştirir. “İyileşme, bedenin değil; düşüncenin dönüşmesiyle başlar.” – Dr. Yula
Bir alimin sözü ile; “Güzel Gören Güzel Düşünür, Güzel Düşünen Hayatından Lezzet alır.”
📍 Immunity Clinic– İstanbul / Fulya
🌐 www.dryula.com
📞 +90 (501)5707070